Güçlü Bir Fil İncecik Bir İpi Neden Koparamaz? Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu

Güçlü Bir Fil İncecik Bir İpi Neden Koparamaz? Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu

Yazar: Fatih KAYA (Özel Eğitim Öğretmeni)

Sirklerde veya belgesellerde devasa filleri görmüşsünüzdür. Tonlarca ağırlıktaki bu güçlü hayvanlar, genellikle ayaklarından incecik bir zincirle veya halatla, yere çakılı küçük bir tahta kazığa bağlıdırlar. O fil istese, tek bir hamlede o kazığı yerinden söküp atabilir, halatı koparabilir. Ama yapmaz. Olduğu yerde durur. Neden mi? Çünkü o fil “çaresizliği öğrenmiştir”.

Hikaye şöyledir: Fil henüz bebekken, o aynı kalınlıktaki halatla o aynı kazığa bağlanır. Bebek fil günlerce, haftalarca kurtulmaya çalışır; çeker, asılır, bağırır. Ama gücü o ipi koparmaya yetmez. Her deneme başarısızlıkla sonuçlanır. Sonunda filin beynine şu kod kazınır: “Ne yaparsam yapayım, kurtulamam.” Fil büyüyüp devasa bir güce ulaştığında bile, o ipin sınırına geldiği an durur. Artık onu tutan şey ipin sağlamlığı değil, zihnindeki inancıdır.

Bilimsel literatürde bu durumu Martin Seligman 1967 yılında yaptığı deneylerle kanıtlamış ve “Öğrenilmiş Çaresizlik” (Learned Helplessness) adını vermiştir. Seligman, kaçma imkanı varken bile şoktan kaçmayan köpeklerin, daha önce maruz kaldıkları “kontrol edilemez başarısızlıklar” nedeniyle pasifleştiğini görmüştür.

Bir Özel Eğitim Öğretmeni olarak, sınıflarımda ve görüşmelerimde gördüğüm en büyük engel, çocukların yetersizlikleri değil, bu “fil sendromu”dur. Bir çocuk matematikte veya okumada üst üste başarısızlık yaşadığında, kalemi eline almayı bırakır. “Ben zaten yapamıyorum” inancı, gerçek potansiyelin önündeki en kalın duvardır.

Bazen biz yetişkinler veya ebeveynler de farkında olmadan bu çaresizliği pekiştiririz. Çocuğun yerine ayakkabısını bağlayarak, onun yerine konuşarak veya “sen yapamazsın, dur” diyerek onlara o görünmez ipleri biz takarız.

Ancak Seligman’ın çalışmalarının güzel bir devamı vardır: “Öğrenilmiş İyimserlik”. Beyin çaresizliği öğrenebiliyorsa, başarabilmeyi de öğrenebilir. Bunun yolu, “küçük zaferler”den geçer. Çocuklarımıza (ve kendimize), başarabilecekleri küçük hedefler koyarak, o halatı koparabilecek güçte olduklarını basamak basamak hatırlatmalıyız. Zincirler bileklerimizde değil, zihnimizdedir; ve eğitim, o zihinsel zincirleri kırma sanatıdır.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar